Mağdur, Polis ve Adliye Üçgeni
Hanifi Sever

Mağdur, Polis ve Adliye Üçgeni

Kadına Karşı Şiddette, Mağdur, Polis ve Adliye Üçgeni

Kadına karşı şiddet ülkemizde gündemden düşmeyen bir konudur. Bu sosyal olgunun nedenlerini araştırdığınız zaman dünyanın dört bir yanında aynı sorunlardan bahseden yayınlara ulaşmak mümkündür. Hatta aile içinde kadına karşı gerçekleşen saldırıların ölümle sonuçlandığı vakaları da hatırlamak mümkündür. Örneğin kadın cinayetleri açısından Amerika Birleşik Devletlerinde 1994 yılında 4,739 kadın cinayetinin %28,4’ünün; İngiltere ve Galler’de 1996’da meydana gelen kadın cinayetlerin %45’inin katilleri maktülelerin eşleridir. Bu nedenle aile içi ve kadına karşı şiddet kişilerin hayatlarını riske atan ve yaşama özgürlüklerini ellerinden alan olgulardır.

Ülkemizde kadına karşı şiddet dört şekilde gerçekleşmektedir: Fiziksel şiddet, duygusal şiddet, cinsel şiddet ve ekonomik şiddet. Fiziksel şiddet, mağdurun vücut bütünlüğüne karşı gerçekleşen saldırıdır. Gerçekleştirilen acı fiziksel olarak hissedilmekte, tıbbi yardım alınmakta ve kimi zaman ölümle sonuçlanmaktadır. Fiziksel şiddet aracı olarak, tekme, tokat, yumruk, bıçak, sopa, testere, balta ve tabanca gibi araçlar kullanılmaktadır.

Duygusal şiddet, basit olarak kadına karşı yapılan hakaret, tehdit, aşağılama, iğneleyici ifadeler kullanma, kendisine ya da ailesine yönelik sövme, sindirme, baskı altında tutulmadır. Ülkemizde pek çok kadının bu nedenle psikiyatrik tedavi almaktadır.

Cinsel şiddet, kadına yönelik şiddetin bir başka boyutudur. Yapılan çeşitli çalışmalara göre; Japonya’da kadınların %57’si, Meksika’da %52’si, Türkiye’de ise %35’i eşleri tarafından cinsel olarak sömürüldüğünü ifade etmektedir.

Ekonomik şiddet ise kadının çalıştırılmaması, bireysel ihtiyaçlarının karşılanmaması ve kadın çalışıyor ise, gelirine eşi tarafından el konulmasıdır.

Şiddet vakalarında kadının bu duruma katlanması, aile içindeki şiddeti kronik hale getirmektedir. Ekonomik özgürlüğün olmaması, aile baskısı, kadının çevresinin baskısı ve kültürel ögeler gibi birtakım nedenlerden ötürü kadının adı var, kendisi maalesef yok. Kadının bu çaresizliği sosyolojik olarak katı cinsiyet rolü sosyalizasyonu ile ilişkilidir. Yani, kadının şiddet vakası ile karşılaştığında ondan kaçma becerisinin olmadığı ya da çok az olduğu belirtilebilir.

Şiddet, tıpkı diğer suç tipleri gibi öğrenilerek gelişmektedir. Yani sosyal bir ortamda öğrenilen davranıştır. Özellikle parçalanmış ailelerde ya da şiddet vakalarının yoğun olduğu ailelerde yetişen çocukların suçu öğrendikleri bilinmelidir. Bu öğrenme süreci çocuklukta başlar, ergenlikte kalıcı hale gelebilir.

Uygulamadaki Çıkmaz Sokaklar…

Ailenin korunması ve kadına karşı şiddete karşı etkin mücadele edilebilmesi için 6284 sayılı yasa yürürlüğe girmiştir. Oldukça önemli yenilikler içeren yasa sayesinde kadının toplumdaki konumu da güçlenmiştir. Özellikle, aile mahkemeleri tarafından şiddetin tekerrürü halinde zorlama (disiplin) hapsine uğrayan erkeklerin sayısı her geçen gün artmaktadır.

6284 sayılı kanun çerçevesinde polise büyük yetkiler verilmiştir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amirleri şiddet uygulayan eşi evden uzaklaştırabilmekte, mağdura yaklaşmasını yasaklayabilmektedir. Yani, elinden gözaltı kararı verme yetkisi alınan polis, eşine karşı şiddet uygulayan bir kişinin müşterek yaşamış oldukları ikamete gitmesini 6 ay yasaklayabilir hale gelmiştir. Elbette bu kararı mahkeme onayına sunması gerekmektedir.

Buraya kadar kanun anlamsal başarısı göz ardı edilemez, ancak uygulamadaki çıkmaz sokaklardan da bahsetmekte fayda vardır.

1- Şiddete uğrayan kadın sığınma evine yerleşmek ve eşi hakkında tedbir kararı uygulanmasını istemez ise, polis insiyatif alarak şiddet uygulayan kocayı evden uzaklaştıracak mıdır?

2- Hakkında uzaklaştırma kararı bulunan koca, eşinin de rızası doğrultusunda evine yeniden giderse ve bu durum bir ihbar ya da polis tarafından tespit edilirse, mahkeme kararına aykırı hareket etmekten ötürü işlem tesis etmek gerekir mi?

3- Hukuk mahkemeleri tarafından vasi tayini işlemleri yapılmaktadır. Kocasının psikolojik sorunları nedeniyle vasi olarak tayin edilen eş şiddete uğrarsa ve müracaatta bulunursa, bir başka mahkeme tarafından vasi tayin edilmiş olan koca nasıl evden uzaklaştırılacaktır?

4- Hakkında bir başka polis merkezi tarafından tedbir kararı konulan eş, bir başka polis merkezi bölgesinde aynı suçu işlediği zaman alt yapı sistemleri yüzünden önceki işleme ait tedbir kararını görememektedir. Dahası kimi zaman aile mahkemelerinin de diğer il mahkemeleri tarafından verilen tedbir kararını görmeden sanki ilk olaymış gibi işlem yaptıkları olmaktadır. Böylece, hakkında zorlama hapis cezası istenmesi gereken eş, sadece uyarı ile kurtulmaktadır.

5- Tedbir kararını ihlal eden eş hakkında zorlama hapis cezası talebini kolluk amiri yoksa kanunda ismine hiç yer verilmeyen Cumhuriyet Savcısı mı yapacaktır?

6- Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüklerine yaşanan her aile içi şiddet vakası bildirilmektedir. Personel ve alt yapı yetersizliğinden ötürü süreç işletilememektedir.

7- Hakkında tedbir kararı uygulanacak olan eşe yönelik alınan uzaklaştırma vb. karar polis tarafından yüzüne karşı okunacak mıdır? Örneğin firari olan eşler hakkında gıyabi tedbir kararı alınabilir mi?

8- Hakkında evden uzaklaştırma kararı verilen eş, müşterek eve giderek kendisine ait özel eşyalarını alırken polisin buradaki rolü ne olmalıdır? Örneğin, polis, kişinin kendi eşyalarını alana kadar kadının da rızası ile eve girecek midir yoksa kadını evden dışarı mı çıkaracaktır? Aile içindeki sosyal ilişkiyi kanunsal açıdan nasıl dengelemesi gereklidir?

9- Mükerrer şiddet olaylarında tedbir kararına muhalefet eden eşlerle ilgili olarak evrak üstünde işlem yapılmaktadır. Yani, aile mahkemeleri dosya üzerinden duruşmasız olarak karar vermektedir. Peki, geceleyin şiddet uygulayan eşle ilgili olarak yeniden istenmeyen olayların önüne geçmek için eş hakkında gözaltına alma yetkisi Cumhuriyet Savcısı’ndadır. Oysaki, 6284 sayılı kanunda Cumhuriyet Savcılarına tevdi edilen bir görev bulunmamaktadır. Şiddet uygulayan eş hakkında süper yetkilerle donatılan polisin, şiddet olayının gerçekleştiği gün itibariyle mağduru koruyabileceği bir gözaltı mekanizması maalesef bulunmamaktadır.

10- Boşanma davaları anlaşmalı olmadığı taktirde uzun süren davalardandır. Dahası pek çok araştırma (sosyal ekonomik durum, sosyal çevre araştırması vb.) yapıldıktan sonra aile mahkemeleri bir karar vermektedirler. Yeni kanunla birlikte, boşanma sürecini hızlandırmak isteyen kişilerin, kocaları hakkında darp iddiası ya da tehdit iddiası ile polis merkezlerine başvurdukları gecikmesinde sakınca bulunan halden ötürü derhal tedbir kararı aldırdıkları görülmektedir. Yani, suistimale de oldukça açık bir konudur.

11- Aile mahkemeleri bütünleştiricidir. Yani aile mahkemelerinde esas olan çiftleri boşamak değil, mümkünse Türk aile bütünlüğünü sağlamaya çalışmaktır. Oysaki polis aldığı eğitim ve yaptığı iş itibariyle daha çok toplumdaki kriminal eylemlere karışan kişileri yakalar ve cezalandırılmaları için adliyeye sevk eder. Polis, aile içi şiddet vakalarında gelecekte yaşayacağı adli sıkıntıları düşünerek polis merkezine gelen her vakada evden uzaklaştırma kararı vererek toplumsal yapıyı ön planda tutamayabilir. Elbette polisin verdiği kararlar mahkemeye onaylatılmaktadır ancak, polisin uyguladığı tedbire “hayır” diyebilecek ve riski tamamen üzerine alabilecek hakim de çok yoktur diye düşünüyorum.

Eminim ki, uygulama yönetmeliği bulunmayan 6284 sayılı kanun hakkında çok yakın zamanda kısmi değişiklikler yapılacak ve kanundaki çıkmazlar aşılacaktır. Ancak, mağdur, polis ve adliye üçgeninde yaşanan sorunlar bir süre daha devam edecek gibi görülüyor.


16 Temmuz 2012 14:34 Pazartesi

YORUMLAR
Toplam (3) Yorum Yapıldı.
Sayın ziyaretçimiz; Üye olmadan yapılan yorumlar "misafir" olarak adlandırılacaktır. Yorumlarınızda size özel bir isim ve resim kullanmak, yaptığınız yorumlara üye menüsünden ulaşmak, yorumlarınıza gelen cevapları kontrol etmek ve üyelere sunulan daha pek çok özellikten yararlanmak için üye olun!

YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Eşin eve geldiğinde çeneni kapamayı dene eminim şiddet görmeyeceksin.
misafir 22 Ağustos 2013 03:36 Perşembe
neyapmam gerektiğini bana açıklarsanı sevinirim
misafir 14 Ağustos 2013 14:02 Çarşamba
bende sürekli şiddet görüyorum üstelik eşimde polis memuru buna ne diyceksiniz yeteri kadar korunamıyorum açıkçası zor durumdayım
misafir 14 Ağustos 2013 14:01 Çarşamba
Yorum Sayısı (3)
GÜNDEMDE ÖNE ÇIKANLAR
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları